16 Şubat 2012 Perşembe

Dracula: Tüm Vampirlerin Efendisi

Nerden esti bilmiyorum ama “Şanlı 14 Şubat Gecesi” şu Coppola abimizin çekmiş olduğu Dracula filmini seyredeyim dedim. Kaldı ki uzun zamandır bilgisayarımda yatmakta ve ara ara zihnimin çekmecelerini karıncalandırmaktaydı. İzleyince anladım ki Dracula denen aşkından hem mecnuna hem de vampire dönmüş olan âşık abimiz bana sevgililer gününde hikâyesini anlatarak beni yalnız bırakmak istememiş. Dracula aslında Bram Stoker tarafından yazılmış bir korku romanı. Roman defalarca çeşitli yönetmenlerce beyaz perdeye uyarlanmış. Bildiğim kadarıyla bunlardan en başarılı olanları 1922 yılında Almanlar tarafından çekilen Nosferatu ile benim izlemiş olduğum Francis Ford Coppola tarafından 1992’de çekilen Bram Stoker’s Dracula. Bundan bi kaç sene evvel Nosferatu İstanbul’da senfoni orkestrası eşliğinde beyaz perdede tekrar gösterildi. Ntv’de gece gündüz programında bahsetmişlerdi yanlış hatırlamıyorsam. Siyah beyaz sessiz bir korku filmi ve dibinizde onu seslendiren bir senfoni orkestrası offf hayal bile edemiyorum korkudan altıma sıçardım herhalde. Nosferatu’yu da çok merak ediyorum umarım bir gün onu da izleyip sizlerle fikirlerimi paylaşabilirim. Gerçi film hem sessiz hem siyah beyaz bulması falan baya bir dert ama kısmet bu işler bakalım kaderde yazılımıymış izlemesi. Şimdilik Coppola'nın Draculası ile idare edin bakalım sevgi pıtırcıklarım, yazıda ufak tefek spoiler olsa da bunların filmden alacağınız zevk üzerinde hiç bir etkisi olmayacaktır, inanın lan bana :)


Ey Coppola sen nasıl bir insansın? İnsan bir filminde de beceriksiz olmaz mı yaa? The Godfather serisi desen ayrı Apocalypse Now desen ayrı Dracula desen apayrı manyak filmler. Sen ne içiyon adamım yaa söyle biz de aynısından içelim. İzlediğim en güzel vampir filmidir Dracula bu saatten sonra. Zaten vampir mevzuunda güzel film yapamıyorlar nedense. En son alacakaranlık diye bi hede çıkartmışlardı izlerken sıkıntıdan ölecektim neredeyse! Vampirle Görüşme (The Interview with the vampire), Blade ve Gün Batımından Şafağa (From dusk till dawn) filmlerinden başka da vampir filmi sevmezdim bu filmi izlemeden önce. Meraklısıysanız bunlara da göz atabilirsiniz. Gelirsek bizim Draculamıza, film oyuncu kadrosuyla zaten bize kapasitesi hakkında gerekenleri önden söylüyor. Gary Oldman (Dracula), Antony Hopkins (vampir avcısı profesör Van Helsing), Winona Ryder (Mina Murray) ve Keanu Reeves (Jonathan Harker) bu filmde başrolleri paylaşmakta. Antony Hopkins ve Gary Oldman’ın oyunculuklarına bayıldım. Sevgili Winona ve Keanu’nun veletlik zamanları olmasına rağmen onlarda iyi bir oyunculuk çıkartmışlar. Lakin Gary Oldman’ın oynadığı her sahne bambaşka bir âlemde geçiyormuş gibi geliyor insana.

Filmde bizim Osmanlı da önemli bir yer tutuyor. Coppola abimiz delikanlılık etmiş ve klasik oryantalist bakış açısına kendini kaptırıp Türklere verip veriştirmemiş filmde. Fekkat yine de film üzerine birazcık düşündüğünüzde her şeyin suçlusu yine Türkler çıkıyor :) Ey Fatih Sultan Mehmet ne işin var senin Romanya’da? Hadi işin var diyelim, niye gidip elin Kazıklı Voyvoda (Dracula soyu gerçekten de var ve bu soyadla zamanında Osmanlıya karşı savaşmışlar) denen canavarına yenilirsin de askerlerinin kazığa oturtulmasına göz yumarsın? Hadi göz yumdun diyelim neden kaçan askerlerinin kahpelik yapıp Voyvoda’nın güzel karısına kocan öldü deyu mektup verip hatunun ölümüne sebep olmalarına izin verirsin? Evet evet aynen böyle. Film bu tarihi gerçekliklerle aşk hikâyesini harmanlayıp bizim önümüze seyirlik bir vampir öyküsü çıkarıyor. Karısını deliler gibi seven Dracula büyük bir zaferin ardından şatosuna geldiğinde kahpe Türklerce kandırılarak ölüme sürüklenmiş karısının cesediyle karşılaşınca kayışı koparıyor ve tanrıya isyan ediyor. İşi sözlü olarak yaptıktan sonra bir güzel icraata döküyor ve kilisedeki koca haçın içine kılıcını sokuyor. Kanamaya başlayan haçtan dökülen kanı içerek yaşayan ölü yani vampir oluyor. Yıl 2012 Hollywood hala şu mantıki düzlemin onda birine sahip vampir filmi çekemiyor amq gel de deli olma :S Keanu Reeves emlakçıdır ve Londra’da bulunan bazı gayrimenkullerin satışı için Dracula’yı ziyaret etmek zorundadır. Sevgilisi Winona Ryder çılgın daha doğrusu azmış arkadaşı Lucy ile beraber kalarak yalnızlıktan korunmaktadır. Keanu Romanya’dan döner dönmez de çiftimiz evlenip birbiriyle vuslata erecektir. Gel gelelim ki kazın ayağı öyle değildir. Winona, Dracula abimizin ölen karısının bire bir kopyasıdır. Hatta Coppolaya göre ruhlarda da bir ortaklık bulunmaktadır, izleyiciye neredeyse ikisi de aynı kadınmış gibi yansıtır. Dracula ölen karısına tekrardan kavuşmak için planlarını hazırlamaya başlar. İzleyin bakalım minik kelebeklerim ne olmuş bi bakın bakalım :D Ben daha fazla spoiler verip içine etmeyeyim bu muhteşem filmin.


Öncelikle şunu söyleyeyim ki film 1992 yılında çekilmiş olmasına rağmen makyajları, kostümleri ve dekorlarıyla zamanının çok ötesinde. Film sanatsal açıdan çok zengin, izlerken bayıldım resmen. Tema olarak aşkın ele alınışı, sahneler arasındaki geçişler, şato sahnelerinde yapılan gölge oyunları, dönemin kültürünü kadın erkek ilişkilerini yansıtması, diyaloglardaki şiirsellikler ve müzikler gibi daha bahsedilesi birçok öğe filmde über seviyede. İnsanı gerecek sahneleri mevcut olsa da pek kimsenin korkacağını sandığım bir film değil. Zaten adı üstünde film bu :D insanın izlediği bir şeyin film olduğunu bildiği halde ondan çok ama çok korkmasını beklemek saçma bir düşünce bence. Ben severek hatta ayılıp bayılarak izledim, size de tavsiye ederim dostlar. Umarım beğenirsiniz.

8 yorum:

  1. Gerçekten güzel bir inceleme yazısı olmuş, kalemine sağlık. Açıkçası bu tarz filmleri çok sevmeme rağmen asıl yapıtaşı olan Dracula'yı izleme şerefine erememiştim. Ancak yazın çok etkileyici olmuş ve merakımı uyandırdı :D İlk fırsatta izleyeceğim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu güzel yorumun için teşekkür ederim :) film yazımdan daha etkileyici, izledikten sonra az bile yazmışsın dersin :D

      Sil
  2. Hehe eminim :)İzleyince yine yazarım :)

    YanıtlaSil
  3. iste boyle bir klasik varken alacakaranlik serisiyle vampirleri hayatimiza soktular ya ifrit oluyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alacakaranlığa sokayım sana bişey olmasın bro :D

      Sil
  4. Merhaba :))
    Film izledikten sonra sayfalarca eleştiri yazabilirim -iyi ya da kötü-
    Böyle eleştiri postlarını da görünce yalnız olmadığımı bilmek iyi geliyor. :))

    Dediğin gibi film çok önceden yapılmış olsa da şimdi bile sorsalar kostüm,mekan,makyaj vs. en iyi yapılan filmler arasına dahil edebilirim.
    Barney haklı böyle efsaneler varken milletin alacakanlık gibi vasat filmlere ayılıp bayılması can sıkıyor.

    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  5. osmanlısız olmazdı zaten, kazıklı voyvoda denen kişiden mutlaka filmin altyapısı hazırlarken etkilenmişlerdir.

    YanıtlaSil
  6. hey yuuuuuuuuuuuuuu mimlendin :) müracaat benim bilog :)

    YanıtlaSil